Ticaret

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ticaret

Mesaj  ozgurseker Bir Paz Haz. 13, 2010 5:10 pm

ozgurseker
Site Admin


Kayıt: 17 May 2010
Mesajlar: 9


MesajTarih: 03 Hzr 2010 07:45 pm Mesaj konusu: Ticaret Alıntıyla Cevap Gönder Bu mesajı düzenle/sil Bu mesajı sil Yazarın IP adresini görüntüle
TİCARET: KAZAN KAZAN

Ticaret, insanların kendi ürettikleriyle yetinmeyip başkalarının ürettiklerinden istemesi sonucu oluşmuştur. Alış-veriş, alıcının ihtiyacını karşılar; satıcıya ise ihtiyaçlarını karşılaması için gerekli maddi imkânı sağlar. Alış-verişte iki taraf da mutludur. Bu ülkeler bazında da böyledir. Ekonomisi dışa kapalı ülkeler ithalat yapmayıp ihtiyaçlarını kendi iç üretimleriyle karşılamayı, ucuza ürettikleri malları da satarak sürekli bir kazanç içinde olmayı hedefler. Ancak nasıl bir insanın her işini kendisinin görebilmesi mümkün değilse, ülkelerin de ithalat yapmadan büyüme göstermesi beklenemez. Örneğin; A ülkesi, 1$’a kalem 10$’a bardak üretmekte; B ülkesi, ise 10$’a kalem 1$’a bardak üretmekte ise bu iki ülke arasında ticaret yapılması kaçınılmazdır. A ülkesi bir bardak üretmek yerine 10 kalem üretip bunları satarak daha fazla bardak alabilir. Bu sayede daha az maliyetle daha fazla ürün elde edilmiş olur. Ayrıca ihracat üretimde çalışan insanlara iş kapısı açtığı gibi ithalat da alındıktan sonra içeride satarken pazarlamacılara ve gelirleri ile devlete gelir kapısı olur.
Günümüzde küreselleşen dünyaya ayak uydurabilmek için her ülke iyi yaptığı ürünü en az maliyetle ve en yüksek kalitede yapmak zorunda, ayrıca bu ürünlerinin ve ülkesinin tanıtımını yaparak daha fazla pazara girmek zorundadır. Bu hızlı küreselleşme esnasında Ar-Ge çalışmaları hız kazanmış ve ciddi bir rekabet başlamıştır. Bu ciddi rekabette kuralları koymak, işbirlikleri ve ortaklıkları kurmak ve toplu bir şekilde güçlenmek için DTÖ, APEC, AB, OPEC gibi kuruluşlar kurulmuştur. Bunların amacı fiyat ve kalite kontrolü yapmak, haksız rekabetin önüne geçmektir.
Rekabette ucuz ve kaliteli mal üretmek ve bunu dünya pazarlarına ulaştırmak esastır. Bu amaçla büyük şirketler hammadde ve iş gücünün ucuz oluğu ve büyük pazara sahip bölgelerde yatırımlar yaparlar. Yatırımlar bölge halkına iş imkânı sağlar. Yatırımcının ise daha fazla kar etmesini sağlar. Yatırımlar sonucu her iki taraf da karlı çıkar. Son dönemde ucuz iş gücü, devasa pazarı ve yaptığı teşviklerle en büyük yatırımları Çin almıştır. Ayrıca Çin ihracat için yapılmayan ithalata yüksek vergiler koyarak kendi pazarına girmek isteyen firmaları da kendisine yatırım yapmak zorunda bırakmıştır.
Bir ülke, ihracat yapacağı ürünü nereden ihracat yapacağına karar verirken fiyat ve kalitenin dışında dikkate aldığı hususlar da vardır. Bunlar; o ülkeyle olan siyasi ilişkileri, tarihi, kültürel ve dini bağları, halkın ülke hakkındaki düşünceleridir. İsrail’in Gazze saldırısından sonra Yahudi malları, Müslümanlar tarafından boykot edilmiş; Uygur özerk bölgesinde yaşanan olaylardan sonra halkımız çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından Çin mallarını boykot etmeye çağırılmıştır. Ülkemiz üç kıtaya en yakın bölgede bulunması, Batı-Doğu arasında köprü olması, Osmanlı devletinden kalma bir kültür mirasına sahip olması, Orta Asya’daki Türk devletleriyle kan bağına sahip olması, çeşitli maden yataklarına ve iklim farklılığı sonucu çok çeşitli bitki türlerine sahip olması, genç nüfusunun çokluğu sebebiyle büyüyen pazarı, iş gücü çokluğuna sahip olması ve enerji kaynaklarına yakın olması sebebiyle çok büyük bir ticari potansiyele sahiptir. Doğru ekonomik politikalar uygulandığında ülkemize büyük yatırımlar çekilebilir. Hatta uzun vadede ülkemiz dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilir. Bunun için yapılması gereken şeylerden birisi de ülkemizin dışarıda tanıtımını yapmak ve güçlü markalar oluşturmaktır.
Ticarette kullanılan ürünlerin çeşitleri vardır. Bunlar temel gıda maddeleri, sanayi hammaddeleri, işlenmiş eşyalar, yüksek teknolojili eşyalar, silahlar, enerji yakıtları, üretimde kullanılacak malzemeler ve hizmettir.
Ekonomisinde tarım ve hayvancılık önemli yer tutan ülkeler temel gıda maddeleri ihraç ederler. Bunun getirisi çok düşüktür. Ancak herhangi bir kriz durumunda dahi vazgeçilemez. Ülkemiz bu konuda büyük bir avantaja sahiptir. İklim çeşitliliğimiz ve verimli topraklarımız sayesinde çok çeşitli tarımsal ürünlerimiz vardır. Doğru tarım politikaları uygulandığında tarımı çok gelişmemiş olan çevremizdeki Rusya ve Arap ülkelerine aynı zamanda Orta Asya’dan Batı Avrupa’ya kadar çok geniş bir alana Türk malı gıdalar satılabilir. Aynı zamanda bu geçimini çiftçilikle sağlayan insanların refah seviyesini arttırır ve çarpık kentleşmenin önüne geçer.
Sanayi hammaddeleri, genelde sanayileşmesini tamamlamış ülkelere üretimleri için ihraç edilmektedir. Ülkemiz bu konuda önemli maden ve sanayi bitkilerine sahiptir ve bunları ihraç eder durumdadır. Yapılması gereken hammaddelerin kullanılacağı sanayi kollarının yatırımlarını ülkemize çekmek ve ülkemizde değerlendirerek daha fazla kar getirecek şekilde satmaktır.
Sanayileşmiş ve gelişmiş ülkeler, gelişmemiş ülkelere mamul madde satarlar. Bu ürünlerin getirisi çok yüksektir. Ancak gerekli fabrika ve altyapıya ihtiyaç vardır. Günümüzde teknolojinin sürekli gelişerek insanların zevklerine hitap etmesi, orta seviyedeki halkın teknolojik ve mamul madde talep etmesine neden olur. Gelişmekte olan ülkelerde halkın maddi durumu arttıkça tüketme isteği de artar. İnsanlar gittikçe lüks ürünler ve daha iyi yaşam şartları talep eder. 90’lı yıllarda Çin’de insanlar ancak zaruri ihtiyaçlarını giderebiliyorlardı. 2000’li yıllarda ekonominin dışa açılmasıyla yatırımlar başladı ve Çin büyük bir sanayileşme yaşadı. Sanayi ile zenginleşen halk başka ülkelerdeki yaşam şartlarını görmeye başladı. Şu anda Çin, insanlarının zaruri olmayan ve lüks diye tabir edilen eşyalardan talep etmesinin büyük bir tüketim açlığı ve büyük miktarda harcamalara yol açmasından korkmaktadır. O kadar büyük bir nüfusun bir Amerikan vatandaşı gibi tüketmesi dünya dengelerini değiştirir. Çin ise zaruri olmayan ve üretim için yapılmayan her türlü tüketim eşyasına büyük oranlarda gümrük vergileri koymakta ve halkın tüketim açlığını bir nevi baskı altına almaktadır.
Dünya üzerinde çıkan savaşlarda bölge ticareti büyük yaralar alır. Ancak bölgede silah satışları hızlanarak devam eder. Dünyadaki savaşlardan en çok, silah satan büyük devletler fayda görür. Bu ülkeler aynı zamanda “savaş” adlı ekonomik kozlarını her zaman ellerinde bulundururlar. Ekonomileri durgunlaştığında çeşitli bölgelerde teröre destek verip, ülkeler arası gerginliği artırıp, silahlanmaya sebebiyet verirler. Bu alanda dünyadaki en büyük güçler şüphesizi ABD, Rusya ve Çin’dir.
Enerji yakıtları denince akla ilk gelen petroldür. Şu an dünyada en ucuz ve kolay elde edilen enerji kaynağı olması sebebiyle petrol yüzyılımızın en önemli enerji kaynağıdır. Dünyada petrol üretimi Çin, Körfez Bölgesi, Hazar Bölgesi, Orta Asya, Güney Amerika’dadır. Çin petrol ithal eden bir ülke değilken, 2000’li yılların başında hızlı sanayileşme sonucu ithal eden duruma gelmiştir. Petrol, en önemli enerji kaynağı olmasına rağmen; genelde petrol ihraç eden ülkeler genelde gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerdir. Bunun nedeni kendi üzerlerinde petrolle ilgili oynanan oyunlar, petrollerini harcayacak kadar sanayilerinin olmaması ve petrol piyasasının kendileri tarafından değil ABD tarafından şekillendirilmesidir. Yeni yeni etkili olmaya başlayan OPEC(petrol ihraç eden ülkeler birliği) bir nebze etkili olmuş ve fiyatlar üzerinde söz sahibi olmaya başlamıştır. Petrolün her alanda kullanılması petrolü olmayan veya yetmeyen ülkeleri petrol ithal etmek zorunda bırakmaktadır. Türkiye; Hazar, Körfez ve Orta Asya petrollerini Avrupa’ya taşıyabilecek bir pozisyondadır. Eğer ülkemiz bu fırsatı değerlendirerek enerji koridoru haline gelebilirse, Avrupa ülkemizi hem desteklemek hem de ülkemizin toprak bütünlüğünü korumak zorunda kalır.
Günümüzde ticari manada değerli olan bir şey de hizmettir. Hizmet sektörü en hızlı gelişen sektörlerden birisidir. Dış ticarette hizmet sektörü denince akla ilk olarak turizm gelmektedir. Türkiye bu konuda gerekli her doğal ve tarihi güzelliğe sahiptir. Lakin yeterli tanıtım yapılamadığı için yabancı turistler ülkemiz yerine Fransa, İspanya gibi Avrupa ülkelerini tercih etmektedir. Hizmet sektörünün de dalları vardır. Sağlık, eğitim, danışmanlık vb. Bunlar için en önemli şey bilgidir. Ancak insanların refah seviyeleri arttıkça hizmet sektörüne olan ilgileri de artacaktır.
Ülkemiz doğal kaynaklara, genç bir nüfusa, eşsiz bir jeopolitik konuma, güçlü bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. Bunların doğru kullanılması ülkemizi dünya ticaret merkezi haline getirebilir. Tekstil, gıda, otomotiv, hizmet gibi sektörlerde öncü duruma gelebilir. Kendine has ürünlerle de markalaşarak dünyanın her pazarına girebilir. Ancak her şey gibi bunun için de paraya ihtiyaç vardır. Türkiye çalışabilecek genç nüfusu, büyüyen pazarı, 3 kıtaya ve enerji kaynaklarına yakınlığı ile doğru politikalar uygulandığında büyük yatırımlar çekebilecek durumdadır. Çekilecek yatırımlar bizi orta ve uzun vadede ileriye taşıyacaktır. İthalat ve ihracat arasındaki açığı minimuma indirerek ticaret hacmini arttırmak şu anda bu kriz ortamında yapılabilecek en güzel hareketlerden biridir.
2008’in sonbaharında başlayan küresel ekonomik kriz sonucu, birçok işyeri kapanmış ve birçok insan işsiz kalmıştır. İşsiz kalan bir insanın harcamaları ister istemez minimuma iner. Ayrıca işyerindeki arkadaşlarının, komşularının, dostlarının işsiz kaldığını gören insan doğal olarak giderlerini kısar ve tasarrufa yönelir. Bu da paranın dönmesini engeller ve ikinci bir krize sebebiyet verebilir. Bu konuda halkı bilinçlendirmek ve halkın parasını biriktirmek yerine, parasını harcayarak ekonomiye faydalı olması sağlanmalıdır. Ancak şu kriz sırasında alış-veriş yaparken öncelikli sıra ülkemizin mallarına verilmeli ve paranın ülke içerisinde dönmesi sağlanmalıdır. Basın yayın organlarında reklamlar verilmeli halk yerli malı kullanımına çekilmelidir. Normal şartlar altında yabancı mallarına karşı bir tavır sergilemek bencilliktir ve yanlıştır. Bu başka ülkelerinde size karşı tavır almasına ve yalnız kalmasına sebep olur. Bu uluslar arası görüşmeler sırasında da doğru bulunmamaktadır. Lakin bu kriz tüm ülkeleri daha bencil ve ithalat karşıtı duruma getirmiştir. Türkiye bu durumda ortada saf bir çocuk gibi kalmıştır. Herkesin bencillik yaptığı bir konumda ithalatımızı kısmamak safdillik olur.

Özgür Şeker

ozgurseker
Admin

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 13/06/10

Kullanıcı profilini gör http://fikroloji.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz