Filistin Problemi [Filistin Ulusal Yönetimi ve İsrail]

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Filistin Problemi [Filistin Ulusal Yönetimi ve İsrail]

Mesaj  ozgurseker Bir Ptsi Ağus. 23, 2010 6:02 pm

Filistin Problemi

Filistin Ulusal Yönetimi – İsrail Cumhuriyeti


Filistin; kuzeyde Lübnan, güneyde Kızıldeniz, batıda Akdeniz ve doğuda Suriye Çölü ile çevrili tarihi bir yerleşim merkezidir. Bölge, Asya-Afrika yolu üzerinde stratejik bir kavşak noktası olduğundan, eski çağlardan îtibâren istilâ ve göçlere mâruz kalmış ve çeşitli medeniyetlere sahne olmuştur. Filistin’in bilinen târihi M.Ö. 5000 sene öncelere kadar dayanır. İsrail kabilelerinin gelmesinden tam bin sene önce Arap Yarımadasından Kenânîler Filistine göç etmişlerdi (M.Ö. 2200 yılları).
Arap olan ve Arapça konuşan Kenânîler, bilâhare bölgeye gelen Sâmi soyundan Amurrular ve Kaldelilerle kaynaştılar. Filistin M.Ö. 1800den sonra uzun bir süre Hititler ile Mısırlıların nüfus mücadelesine sahne oldu. Daha sonra Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni Hz. Yûşa döneminde İsrâiloğulları Filistine hâkim oldular. Filistin M.Ö. 931de kuzeyde İsrail ve güneyde Juda (Yahuda) krallıklarına bölündü. M.Ö. 721 Asurlular, M.Ö. 587-586 Babilliler, M.Ö. 583-333 Persler ve M.Ö. 64-M.S. 324 yılları arasında Romalılar Filistini ellerinde bulundurdular. 135te Romalılar Filistine Yahûdîlerin girişini yasakladı. Roma İmparatorluğu bölününce Filistin Bizanslıların payına düştü. 614-629 seneleri arasında ise tekrar Perslerin eline geçti.
Hz. Ebû Bekrin halifeliği esnâsında Suriyenin fethi için büyük bir ordu gönderildi. Filistin fethi için vazifelendirilen bu kuvvetin kumandanlığına, Hz. Amr İbn-ül Âs tayin edildi. 634te Gazze ve 636da Ecnâdin fethedildi. Muhârebeler Hz. Ömerin halifeliği zamanında da devam etti. Kudüsün fethine vazifeli ordunun kumandanlığına Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrâh tâyin edildi. 637de Kudüsün fethiyle Filistin, Müslümanların hâkimiyetine girdi. Bu târihten İsrâilin kuruluşuna kadar, Filistin, İslâm kültürüyle yoğruldu.
Filistine Emevîler, Abbâsîler, Fâtimîler ve Selçuklular hâkim oldular. 1099da Haçlı Seferleri neticesi Kudüste, Hıristiyan Krallığı kuruldu. 1187de Selâhaddîn Eyyûbî Kudüsü yeniden fethederek Hıristiyan zulmünden kurtardı. 1281de Akkanın fethiyle Memlûklere bağlanan bölge 1516 senesinde Yavuz Sultan Selim Hanın Mercidabık Zaferiyle Osmanlı topraklarına katıldı. Tam 400 sene Filistin, Osmanlı Devletinin hâkimiyetinde kalmıştır. Yavuz Sultan Selim Han İslâm ülkelerinin zayıf ve parçalanmış olmasının tehlikesini gören nâdir bir devlet adamıydı. Bir gün İslâm ülkelerinin Hıristiyan veya Yahûdîlerin sömürgesi olmaması için, o devirde en güçlü İslâm devleti olan Osmanlı Devleti etrâfında topladı. Nitekim Osmanlı Devleti yıkılınca bütün İslâm ülkeleri Hıristiyan ülkelerin sömürgesi oldular. Osmanlı Devletinin en büyük hizmeti, Filistinde Yahûdî Devleti (İsrailin) kurulmasını 430 sene geciktirmiş olmasıdır. Osmanlı Devleti, Filistini, Kudüs, Gazze ve Nablus olmak üzere Şam Eyâletine bağlı üç sancağa ayırdı. Osmanlı Devleti zayıflamadan önce, Filistin halkı bolluk, refah ve huzur içinde yaşadılar. Osmanlı Devleti zayıflayınca, Filistindeki sancaklar, eyâlet sonra da bağımsız emirlikler hâline geldiler. 1799 yılında Napolyon Bonapart, Mısır Seferinde, Filistinin Yafaya kadar olan bir bölümünü ele geçirdi. Ancak Cezzâr Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Akka önlerinde Napolyonu geri püskürttü. Napolyonun ilk hezîmeti, Türkler karşısında oldu ve bu topraklardan geri çekildi. Bölge bundan sonra 1840 yılına kadar Mısır Vâlisi Mehmed Ali Paşanın idâresi altında kaldı.
İngiltere 19. asrın başlarında Ortadoğunun zenginliklerinden faydalanmak, dünyâ hâkimiyetini devâm ettirebilmek ve İslâm ülkelerini bölmek için Filistinde bir Yahûdî Devleti kurulması ve bunun için dünyâ Yahûdîlerini bir bayrak altında toplama fikrini otaya attı. Bu fikir; Avrupa, Amerika, Rusya’da hızla yayıldı. İngiltere’de İngiliz Hükûmeti ve Yahûdîler Sir Herry Finch isimli bir avukata Callign of the Jews isimli kitap yazdırdılar. Bu kitapta Filistinde bir Yahûdî Devleti kurulması fikri savunularak kamuoyu meydana getirildi.
Musos Haim Montefiore isimli bir İtalyan Yahudisi Londrada büyük bir servet edinmişti. Filistinde Yahûdî Devleti kurma fikrine uyarak, 1824te Filistine göç etti ve 1837 senesine kadar Filistinde kaldı. Bu târihte Filistinde 8000 Yahûdî bulunuyordu. Bu kadar az kişi ile devlet kurulamayacağını anlayınca Londraya döndü. 1837 târihinde bastırdığı bir kitapla Filistinin zirâate elverişli olduğunu ve Yahûdîlerin Filistine göçünü teşvik etti. İngiltere hükûmeti, bir tamimle Filistindeki İngiliz konsolosluklarını, Yahûdîleri himâyeye memur etti. 1862de Hess isimli bir Alman Yahûdîsi, Roma ve Kudüs isimli kitabında; Yahûdî davâsının ortaya atılacağı ve emellerinin tahakkuk edeceği günün yaklaştığı, her ne bahasına olursa olsun Filistinde bir Yahûdî Devleti kurulacağını, Fransa’nın bu işte yardımcı olacağını, Fransız ihtilâlinin bu maksatla yapıldığını yazdı.
Hessin eserine cevap veren Fransız muharriri Ernest Laharn, kurulacak Yahûdî Devletinin sınırlarının dar olmayacağını söyledi. 1878de Rusyada Yahûdî talebeler muhtelif cemiyetler kurdular. Hayfa yakınlarında iki bin dönüm arâzi alınarak, Mikfeh İsrael adıyla bir zirâat okulu kuruldu. Rusyada siyonizmi sevenler cemiyeti kuruldu. Filistine Yahûdîlerin göçünü teşvik ettiler. Yine bu gâyeyle kurulan “Bilu” ve “Hovevei Ziyon” gibi faal cemiyetler, 1881de Çar İkinci Aleksandr öldürüldükten sonra, faaliyetlerini daha da arttırdılar. Filistinde birçok koloni kurdular.
1884 yılında Silezyanın Kattowitz şehrinde ilk “Yahûdî Millî Kongresi” toplandı. Kongre başkanlığını Rus Yahûdîsi Leon Pinsker yaptı. 1891 de Rusyadan Kudüse gelen El-Leze Ben Yehuda, Yahûdî lisanının kaybolmaması için, İbrânice lügat neşretti. Alman Yahûdîsi Hırsch, Yahûdî Devletinin Arjantinde kurulması fikrini ileri sürdü. Yahûdî muharrir Shmaryahu Levin Youth in Revolt eseri ile Yahûdî Devletinin Arjantin’de kurulma fikrinin Yahûdî dâvâsına ihânet olduğunu söyledi. 1896da Avusturyalı gazeteci Yahûdî Theodor Hertzel The Jewish State (Yahûdî Devleti) isimli bir kitap yazdı. Bu kitap siyonizmin kuruluşunu temin etti. 1897de Dünyâ Siyonist Teşkilâtı kuruldu. 1897ye kadar Yahûdîlerin, Filistinde toplanması ve Yahûdî Devleti kurulması bir fikir iken, 1897de hedef oldu.
Siyonizmin hedefini gerçekleştirmek için ticârî bir şirket kuruldu.Çok uluslu şirketler böylece ortaya çıktı. 1897de İsviçrede Basel şehrinde ilk siyonist kongresi Dr. Theodor Hertzel başkanlığında 200 delege ile toplandı ve bu kongrede mühim kararlar alındı. İkinci siyonist kongre 1898de yine Baselde toplandı. İki milyon sterlin sermâyeli “Karen Kaymet” adlı bir vezne vâsıtasıyla Filistinde, Yahûdî kolonileri teşkiline karar verildi. Norman Bertwich isimli bir Yahûdî, İsrâil Resurgent isimli kitabında, Filistinde Yahûdî Devletinin İngilizlerin siyâsî ve mâlî yardımı ile inşâ edildiğini îtiraf etmektedir.
Sultan İkinci Abdülhamîd Han siyonizm tehlikesini çok iyi gören devlet adamıdır. Osmanlı tahtına çıkınca ilk icraatı, Filistinin bütün topraklarını sarayın (Osmanlı Hânedanının) mülkü hâline getirmek olmuştur. Böylece Filistinde toprak satışı kesin olarak önlendi.Ayrıca Filistine 33 senelik saltanatı esnâsında tek bir Yahûdînin girmesine izin vermedi. Siyonizm teşkilâtının lideri Dr.Theodor Hertzel birçok defâ saraya ve Bâbıâliye mektup yazdı.İngilterenin aracılığı ile Theodor Hertzel ve Haham Moşe Levi, Sultan Abdülhamîd Han ile görüştüler. Dr.Theodor Hertzel, Sultanİkinci Abdülhamîd Hana şu teklifleri sundu. Filistinde altın para karşılığı toprak sattığı takdirde:
1. Yahûdîler Osmanlı Devletinin bütün borçlarını ödeyecekler.
2. Osmanlı Devletine büyük mâlî yardımda bulunacaklar.
3. Sultan Abdülhamîd Hanın siyâsetini Avrupada destekleyecekler.
4. Yahûdîler, Osmanlı Devletinde inşâ edilecek savaş üslerinin parasını ödeyecekler.
5. Sultan Abdülhamîd Hana şahsı için büyük servet verecekler.
6. Filistinde kurulacak büyük üniversitede aynı zamanda Türk talebeleri de okuyacak. Tahsil için
Avrupaya gitmeye lüzum kalmayacak.
Tahsin Paşanın hâtıralarına göre, Sultan Abdülhamîd Han bu teklifler karşısında çok hiddetlendi ve yüksek sesle bağırarak: “Dünyânın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazînelerini kucağıma dökseler, size siyonistlik adına bir karış yer vermem. Ecdâdımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan, para ile satılamaz. Derhal burasını terk edin. Defolun!” demiştir. Bu teşebbüsün arkasında İngiltere ve meşhur banker Yahûdî asıllı Roçide bulunuyordu. 1909’da İkinci Meşrutiyet döneminde teşkil olunan Osmanlı hükûmetinde üç Yahûdî veya dönme bakan (mâliye, ticâret ve zirâat ile nâfia bakanlıkları) bulunuyordu.İttihat ve Terakki, azınlıkların da toprak satın alabileceğine dâir kânun çıkarttı. İttihat ve Terakkinin ihânetlerinden biri de bu idi.Yahûdîler geniş topraklar alarak üzerlerine tapuladılar. SultanAbdülhamîd Hanın şahsî (Hânedan) arâzisi kasten ve yok pahasına Yahûdîlere satıldı. Birinci Dünyâ Harbinden önce İngiltere ve Fransa, Yahûdilere teminat verdi. Osmanlı Devleti yıkılacak ve Filistinde Yahûdî Devleti kurulacaktı. İngiliz ve Fransızlar arasında Mayıs 1916’da imzâlanan “Sykes Picot” gizli anlaşmasına göre:
1. Irak ve Şarkül-Ürdün İngiltereye bırakılacak.
2. Suriye ve Lübnan Fransaya bırakılacak.
3. Filistinde önce beynelmilel bir idâre, bilâhâre yahûdî devleti kurulacak.
4. Hayfa İngiltere,İskenderun Fransaya âit birer serbest liman olarak kalacak.
2 Kasım 1917’de İngiliz bakanlarındanLord-Belfour bir beyannâme neşretti. Bu beyannâmeyle Yahûdî Devleti kurulması vâdedildi. Vaat şöyledir: “Kral hazretlerinin hükûmeti, Filistinde Yahûdîlere millî bir vatan tesisine muhakkak nazariyle bakıyor. Bu gâyenin tahakkuku için büyük bir potansiyel harcayacaktır.” Belfour vaadi, kânûnî mesnetten mahrum olup, Devletler hukûku kâidelerine aykırıydı. Târih boyunca buna benzer bir vaka olmamıştır. İttihat ve Terakki liderlerinin bir emri vâkisi ile Osmanlı Devleti 1914’te Birinci Dünyâ Harbine katıldı. Osmanlı Devletinin Birinci Dünyâ Harbine katılması ile bu bölgede “Sina Cephesi” açıldı. Osmanlı toprakları ve Ortadoğuda emelleri bulunan İngilizler, Mısırı işgâl edip üs olarak kullandılar. Osmanlı ordusunun 160.000 kişilik bir kısmı Alman GeneralLiman Von Sanders komutasında, Kanal Harekâtı ile 1915 Şubatında taarruz etti. Fakat başarılı olunamadı. El-Arişe çekildiler. 1916 [[[Ağustos]]]undaki ikinci taarruz da sonuç vermeyince İngilizler, Filistin ve Suriyeyi işgal için harekâtı hızlandırdılar. İngilizler 6 Ekim 1917de Gazzeyi, 10 Aralık 1917de Kudüsü işgal ettiler. 30 Eylül 1918’de İngilizler Şama, Fransızlar Beyruta girdiler. 29 Ekim 1918de ateşkes anlaşması imzâlandı ve Mezopotamyadaki Türk cephesi düştü. Yahûdîler, Belfour vaadi ile sanki müstakil bir devletmişler gibi, hemen siyon ordusu kurdular. 11 Aralık 1917de Kudüse giren İngiliz kuvvetleri komutanı Alenby, berâberinde Yahûdî (Siyon) kuvvetlerini de Küdüse soktu. 1920 Sanremo toplantısında İngiltere, Fransa ve İtalya delegeleri; Filistin, Suriye, Irak ve Lübnanın İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasına ve buralarda manda idâresi kurulmasına karar verdiler.
Târih kitaplarında Birinci Dünyâ Harbinin hakîkî ve zâhiri sebepleri olarak çok şeyler söylenmiştir. Fakat gerçek sebep Osmanlı Devletini yıkmak ve Yahûdî devleti kurmaktır. Filistini işgâl eden İngilizler derhal askerî idâre îlân ettiler. Belfour vaadi ve plânını tatbike koyuldular:
1. Filistine Yahûdî muhâcereti (göçü) teşvik edildi.
2. Yahûdîlerin toprak sâhibi olmaları sağlandı.
3. Yahûdîlerin silâh taşımalarına müsâade edildi.
4. Yahûdîlerin kültür teşkilatları adı altında ileri toplulukları kurulması sağlandı.
5. Sivil idâre için 30 Haziran 920de Herbert Samuel isminde aşırı bir siyonist ve skomiser tâyin ettiler.
6. 6 Temmuz 1921’de İngilterenin Filistindeki hâkimiyetinin devamlı olacağı îlân edildi.
7. 24 Temmuz 1922’de Cemiyeti Akvam, bu kararı tasdik etti.
8. 24 Temmuz 1922de Londrada; İngiltere, Fransa ve İtalya Filistindeki manda şartları ile Yahûdî Devletinin kurulma hazırlıklarını tesbit ettiler. Yahûdî Devleti (İsrâilin) temeli bu anlaşmayla atıldı.
9. Filistin Suriyeden ayrıldı.
10. Yahûdîlerin sayısı artmaya başladı. 1919’da Filistinde, Arapların sayısı, Yahûdîlerin 16 misliydi. 1922de 600.000 Araba karşılık 80.000 Yahûdî bulunuyordu. 1947’de ise Yahûdî sayısı ile Arap sayısı eşit duruma geldi. Filistinli Müslümanlar tehlikeyi geç de olsa anladılar. Filistinde Yahûdî Devleti kurulmakta olduğunu görebildiler.
1929’da Kudüste, Araplar ile Yahûdîler arasında 15 gün süren kanlı çarpışmalar oldu. Yahûdîlerden 135 kişi öldü. İngilizler, Filistine Yahûdî göçünü hızlandırırken, bu arada Yahûdîleri silahlandırdılar. Yahûdî göçü, 1932’den sonra hızlandı ve Hitlerin Almanya’da iktidara gelişi ve Yahûdî aleyhtarı politika tâkibiyle Yahûdîlerin Filistine göçleri aşırı derecede arttı.
1936da Filistinli Arap emirleri toplanarak, Filistin millî hareketini sevk ve idâre etmek için bir heyet teşkil ettiler. Bu heyet seferberlik îlân etti. Filistinli Arap fedâî ve gönüllüleri ile diğer Arap ülkelerinden gelen gönüllülerle beraber Filistinli Müslüman sivil halk, İngiliz idâresine ve Yahûdîlere karşı isyân ettiler. Bu isyân 6 ay devâm etti. İngilizler, S.Arabistan ve bâzı Arap emirlerini arabulucu olarak kullanarak, bu isyânı 9 Ekim 1936’da durdurdular. İsyânın durması Yahûdîlerin işine yaradı. İkinci Dünyâ Harbi, Filistinde Yahûdî Devletinin kurulması için gerekli şartları hazırladı. İngiltere, 17 Mart 1939’da neşrettiği Beyaz Kitapta Filistinli Araplara vâdettiği sözlerden geri döndü. İkinci Dünyâ Harbi müttefiklerin gâlibiyetiyle bitti. İngilizlerin Filistini Yahûdîlere hediye etmesine artık hiçbir mâni kalmamıştı. 16 Mart 1944’te ABD başkanı Rosvelt (Yahûdî asıllı) Filistinde Yahûdî Devleti kurulması dâvâsını desteklediğini ve Filistin kapılarının Yahûdîlere açılmasından zevk duyacağını söyledi. Filistinde tekrar kanlı çatışmalar ve sabotajlar başladı. 1945’te Arap Birliği kuruldu. Stalin, İsrailin kurulması için Yahûdîlere, silah ve mâlî yardım ve siyasî destekte bulundu. Henri Slovesin Fransada neşrettiği Rusyadaki Yahûdî Devleti kitabına göre, 1928 senesinde Rusya Devlet Başkanı Mikahil Kalinin imzâsı ile çıkan bir kararnâme ile Rusya-Kızıl Çin sınırı arasında Yahûdî Devleti kuruldu. Yahûdiler buraya göç etmeyince, 29 Ağustos 1936da Politbüro, Filistinde Yahûdî Devleti kurulması için karar verdi.
İngiltere, Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere getirdi. 28 Nisan 1947’de Birleşmiş Milletler 11 kişilik heyet seçti. Bu heyet Filistin için bir karar sûreti hazırlayacaktı. Bir netîceye varamadılar. Ekim ve Kasım 1947de Birleşmiş Milletler devamlı Filistin meselesi ile uğraştı. 29 Kasım 1947de ABDnin baskısı ve 25 oyla Filistinin Arap ve Yahûdîler arasında taksimine karar verdi. 13 devlet aleyhte ve 17 devlet çekimser oy verdi. Taksim kararı Arap ülkelerinde infiale sebeb oldu. Hayfa, Yafa ve Kudüs başta olmak üzere birçok yerde çarpışmalar oldu. İngilizler Filistin manda idârisini kaldırıp, yerlerini Yahûdîlere terk ederek, süratle Filistinden çekildiler.
Araplar ile Yahûdîler arasında savaş başladı. İngilizlerin Filistini terk edişlerinin ertesi günü, 14 Mayıs 1948’te Yahûdîler, İsrâilin kuruluşunu îlân ettiler. 11 dakika sonra ABD ve 2 saat sonra Rusya İsrâili resmen tanıdı. 15 Mayıs 1948 günü Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, Ürdün, S. Arabistan ve Yemen İsrâile harp îlân edip taarruza geçti. Filistine girdiler ve Filistinin çoğunu ele geçirdiler. İngiltere, ABD ve Rusya duruma müdâhale ederek, 9 Temmuz 1948’de Araplar ve Yahûdîler arasında mütâreke imzâlamasını temin ettiler. Aslında bu mütâreke bir hîle olup, Yahûdîye zaman kazandırmak içindi. Nitekim İngiltere ve ABD, İsrâile silah yığdılar. ABD ve İngiltereden İkinci Dünyâ Harbine katılmış Yahûdî asıllı ABD ve İngiltere vatandaşı Yahûdîler, İsrâile acele geldiler. Filistinde Araplar lehine olan denge, bu mütâreke ile İsrâil lehine çevrildi. İsrâil mütârekeyi bozdu. Birinci Arap-İsrâil Savaşında İsrâilin nüfûsu 650 bin idi. Savaş İsrâil aleyhine netîcelenmesine rağmen, ABD, Rusya ve İngilterenin baskısı ile 24 Şubat 1949’da Mısırla, Mart 1949da Lübnan ve Ürdünle, Temmuz 1949da Suriye ile mütâreke imzâlandı. Birleşmiş Milletler, Arap, İsrâil ihtilafı için arabulucu olarak Kont Bernadotu tâyin etti. Kont Bernadot, siyonizm hesâbına çalışmayı reddedince, Yahûdîler bir suikastla Kont Bernadotu öldürdüler.
11 Mayıs 1949da Birleşmiş Milletler, 1 oy farkı ile İsrâili Birleşmiş Milletlere üye kabul etti. 1949da Birleşmiş Milletler karma komisyonu, Gazzeyi Mısıra bırakıp, Filistini İsrâil ile Ürdün arasında taksim etti. Kudüs de ikisi arasında taksim edildi. İkinci Arap-İsrâil Savaşı, 19 Ekim 1956’da oldu. İngiltere, Fransa ve İsrâil, Mısıra savaş îlân ederek Süveyş Kanalı bölgesine müdâhale ettiler. Fırsattan istifâde eden İsrâil, Sina Yarımadasını işgâle başladı. 6Kasım 1956 Birleşmiş Milletler çağrısına uyarak ateş kesildi. Sina Yarımadasına Birleşmiş Milletler Barış Gücü askeri yerleştirildi. 1964 yılında Filistinli Mülteciler tarafından Filistin millî varlığını devam ettirmeyi gâye edinen Filistin Kurtuluş Teşkilâtı (FKÖ) kuruldu. Ahmed Şukayri teşkilâtın başına getirildiyse de aşırı muhâlefet sebebiyle 1967’de istifâ etti. Üçüncü Arap-İsrâil Savaşı, 5 Haziran 1967de sabahın ilk saatlerinde Mısır askerî hava üslerine baskın şeklinde İsrâil taarruzu ile başladı. 6 gün süren savaşta, Sina Yarımadası-Gazze, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Kudüsün tamâmı İsrâilin eline geçti. İsrâil bu baskın ve taarruza 16 senede hazırlandı. İsrâilin ilk başbakanı Ben Gerion bir konuşmasında:
“Filistinin bugün elimizdeki haritası, İngilizler tarafından çizilmiştir. Yahûdî milletinin bir diğer haritası daha vardır ve bu haritada bizim hudutlarımız Nil Nehrinden Fırat doğusuna kadar uzanır. Bu hedefi, istikbaldeki genç nesillerimiz gerçekleştirecektir.” demiştir.
Bu arada Filistinliler değişik teşkilâtlar kurarak mücâdelelerini hızlandırdılar. Yaser Arafat başkanlığında koyu milliyetçi fakat Maonun halk savaşı taktiğini benimsemiş El-Fetih Teşkilâtı; Dr.George Habbaş başkanlığında Marksist-Leninist ideolojiye sâhip, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi; Ürdünlü Hıristiyan Naif Havatmen liderliğinde koyu Marksist Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi; Irak Baas sempatizanı olan Abdülvehhab Kayalı liderliğinde Arap Kurtuluş Cephesi; Suriye taraftarı El-Saika; Filistin Genel Yönetimi Halk Kurtuluş Cephesi ile Filistin Silahlı Mücâdele Komutanlığı gibi 7 büyük ve birçok küçük teşkilât kuruldu. 1969’da bu teşkilâtlar, El-Fetih lideri Yaser Arafat etrafında Filistin Kurtuluş Teşkilâtı olarak birleşti. Yaser Arafat, Birleşmiş Milletlerce ve pekçok ülke tarafından Filistinlilerin kânûnî temsilcisi kabul edildi.
Birleşmiş Milletler, İsrâilin 1967de işgâl ettiği toprakları terk etmesi için karar aldı. İsrâil bu karara uymayınca Filistinli gerillalar uçak kaçırma, sabotaj ve suikastler düzenlediler. Böylece dünyâ kamuoyunun dikkatini çekmek istediler. 23 Temmuz 1970’te ABD bölge devletlerine meselelerin halli için üç aylık bir ateşkesi ön gören “Roger Plânı”nı sundu. Bu plânı Ürdün, Sudan ve Lübnan kabul etti. Irak, Sûriye, Cezâyir ve Filistin Kurtuluş Teşkilâtı bu plânı reddetti. Arafat ateşkesi reddederek bütün Filistin kurtuluncaya kadar savaşılacağını bildirdi.
Ürdün Emîri Hüseyin, Filistinli gerillaların Ürdünde karışıklık çıkarması üzerine bunları kontrol altına almaya çalıştı, askerî hükûmet kurdu. Ürdünde iç savaş başladı. Filistinli gerillaların çağrısı üzerine Suriye tank birlikleri Ürdüne girdi (17 Eylül 1970). Arap ülkelerinin ve ABDnin teşebbüsleriyle Suriye birlikleri Ürdünden çıktılar. 25 Eylül 1970te Emir Hüseyin ile Arafat arasında ateşkes anlaşması yapıldı. 28 Eylül 1970te Kâhirede 8 Arap Devletinin arabuluculuğuyla anlaşmaya varıldı.
Dördüncü Arap-İsrâil Savaşına (6-22 Ekim 1973) Mısırlılar Ramazan Savaşı, Yahûdîler ise Yom Kiyyur Savaşı derler.Mısır, baskın ile Sina Yarımadasına girerek ilerledi. Camp David ile Mısır, Sina Yarımadasının tamâmını geri aldı. Bu savaşta Enver Sedatın hizmeti büyüktür. 1974’te14 milyon olan dünyâ Yahûdî nüfûsunun % 50si İsrâilde idi. 1974te 3 milyon olan Filistin halkı, 340 bini İsrâilde olmak üzere, 14 ülkeye dağılmıştır. Bu topraklara târih boyunca Yahûdîler sâdece 150 sene (M.Ö. 1075-926) hâkim olmuşlardır. Halbuki Türkler (1517-1918) arasında 401 sene hâkim olmuşlardır. 1976 senesinde Lübnanda üstünlük Filistinli gerillaların eline geçince İsrâil ile Suriye Devlet Başkanı Esat anlaştılar.
Suriye ordusu “Arap Barış Gücü” adı altında İsrâil, Fransa, Rusya ve ABDnin teşvik ve izniyle Lübnana girdi.Suriye ordusu Hıristiyan Flanjistlerle işbirliği yaparak Lübnandaki mühim Filistin kamplarını yerle bir etti.Lübnanın güneyindeki Filistinli gerillalar İsrâil sınırına yakın İsrâil yerleşim merkezlerini top ve füze atışlarıyla tâciz ediyorlar, bâzan da, İsrâil içlerine sızarak sobataj ve baskınlar yapıyorlardı. İsrâil, 1980 Haziranında Güney Lübnanı işgâl ederek Beyruta dayandı. Şehir muhârebesine alışmış Filistinli gerillalar karşısında hezîmete düşeceğini anlayan İsrâil, aylarca Batı Beyrutu bombaladı. Sivil halktan ölenlerin sayısı çok fazla olunca, Yaser Arafat ve Filistinli gerillalar Batı Beyrutu terk ettiler. Böylece Güney Lübnan ile Batı Beyrutta Filistinliler kalmamış oldu. Suriye ve Lübnan, Trablusşamdaki Filistin gerillaları, Arafat taraftarı ve Arafat muhâlifi olarak böldüler.Arafat taraftarı gerillalar,Trablusşamı terk etmek zorunda kaldılar. Böylece İsrâil adına Lübnan Filistinlilerden boşaltıldı. ABD Başkanı Reagan, bir Ortadoğu Plânı sundu. Bu plâna göre; Ürdün ile Batı Şerianın federasyonu ön görülüyor ve Filistin Devleti kuruluyordu. Bu plâna, İsrâil ve Arap ülkeleri îtiraz ettiler. Filistin meselesinin halli için Fas’ın Fes şehrinde toplanan Arap Birliği, Suudi Arabistan veliaht prensi Fahd bin Abdülaziz’in hazırlayıp sunduğu plânı bazı değişikliklerle Fes Plânı adıyla kabul etti (1982).
6 Aralık 1987’den bu yana Filistinliler taş ve sopalarla İsrâil işgâline direnmektedir. 15 Kasım 1988’de Filistin Millî Konseyinin Cezâyirde “Club Despins” (Çamlar Kulübü)te yapılan 19. olağanüstü toplantısında “Bağımsızlık Bildirisi” kabul edilerek saat 02.30da “Filistin Devleti” kuruldu.
2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali ve bilâhare ilhakıyla başlayan körfez krizi ve savaşında Filistinin Irakı desteklemesiyle Yaser Arafat Arap ülkelerinin çoğunda ve dünyâ siyâset platformunda prestij kaybetti.Kuveyt ve diğer körfez ülkeleri S.Arabistandaki Filistinlilere mâlî yardımı kestiler. Filistinliler önemli maddî destek kaybettiler. Körfez Savaşı ve devam eden karışıklıklarda 6 Aralık 1987den 2 Ağustos 1990a kadar devam eden ve dünyâ kamuoyunun bir numaralı gündemi olan Filistinlilerin direniş hareketi unutuldu. Körfez Savaşı ve Irakın hatâsıyla İsrailin durumu çok güçlendi. Filistin meselesi Körfez Krizi Savaşıyla ağır darbe yedi.
Türkiye-İsrail İlişkileri
Türkiye 14 Mayıs 1948’te kurulan İsrail Devleti’ni ilk tanıyan devletler arasında (28 Mart 1949) yer almakta olup, İsrail’le 1950 yılında Elçilik düzeyinde diplomatik ilişki tesis etmiştir.
Türkler ile Yahudiler arasında tarih boyunca sürdürülen iyi ilişkiler Türkiye ile İsrail arasında mevcut sağlam ilişkilerin tesisinde önemli rol oynamıştır.
Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi, ekonomik, teknolojik, bilimsel ve askeri ilişkiler kendine özgü zeminde istikrarlı şekilde gelişmektedir. Bu noktada, Ortadoğu Barış Süreci’nde 1991 yılından itibaren kaydedilen gelişmeler kadar, iki ülkenin devlet yapılarının, siyasal sistemlerinin, askeri donanımlarının ve ekonomik yapılarının birbirini tamamlayıcı nitelikte olması da rol oynamıştır.
İsrail'le ilişkilerimiz, Filistin sorununun çözümü için sarfedilen çabalara da olumlu katkı yapmaktadır. Bunu, İsrail-Filistin ihtilafının çözümü için Türkiye'nin katkılarını sürdürmesini arzulayan Filistinli yetkililer de dile getirmektedir. Ülkemiz, Orta Doğu sorununa daima objektif olarak yaklaşmış ve her iki tarafın tutumlarında gördüğü yanlışlıkları çekinmeden dile getirmiştir.
İsrail ile karşılıklı üst düzeyli ziyaretler düzenli olarak gerçekleşmektedir. 10. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer 6-7 Haziran 2006 tarihlerinde İsrail’i, İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres ise 11-13 Kasım 2007 tarihlerinde ülkemizi ziyaret etmiştir. Peres ziyareti sırasında TBMM’ye hitap eden ilk İsrail İsrail Devlet Başkanı olmuş, ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’la birlikte Ankara Forumu’nun 7. toplantısının eşbaşkanlığını yapmıştır.
Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan Mayıs 2005’te İsrail ve Filistin’i ziyaret etmiş, İsrail Başbakanı Ehud Olmert de Şubat 2007’de ülkemize gelmiştir. İsrail Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni Mayıs 2006’da ülkemizi, Dışişleri Bakanı Ali Babacan da Ekim 2007 ayı içinde Ortadoğu bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında 7-8 Ekim 2007 tarihlerinde İsrail’i ziyaret etmiştir.
Son olarak, İsrail Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Ehud Barak, 12-13 Şubat 2008 tarihlerinde ülkemizi ziyaret etmiştir.
I- İSRAİL EKONOMİSİ
Yüksek eğitimli işgücü, AR-GE faaliyetlerine yapılan büyük yatırımlar ve bu alanda yabancı yatırımın yoğun ilgisi İsrail’in başarılı ekonomik performansın önemli unsurlarıdır. Hizmet sektörü, özellikle finans ve turizm sektörleri İsrail ekonomisinde önemli yer tutmaktadır. İsrail doğal kaynaklar bakımından son derece fakir bir ülkedir. Ölü Deniz’deki fosfat kaynakları dışında doğal kaynağı hemen hemen bulunmamaktadır.
AR-GE harcamalarının GSYIH’ya oranı % 4.5’tur. Yazılım, kontrol ve gözetim ekipmanları, elektronik haberleşme ekipmanları, uçak sanayi, büro ve bilgisayar gereçleri, farmasötikler, elektronik bileşenler İsrail’in ileri teknoloji ürünleri olarak göze çarpmaktadır.
Ayrıca, savunma sanayi, kimya sanayi, tıbbi cihazlar da İsrail sanayi ürünleri arasında yer almaktadır. İsrail’in askeri malzeme satışı dünya silah ticaretinin %10’unu oluşturmakta ve İsrail dünya silah ihracatında ilk 5 sırada yer almaktadır.
İsrail’in önemli ithalat kalemleri arasında başta petrol olmak üzere hammaddeler, işlenmemiş elmas, gıda maddeleri, tekstil ürünleri, taşıtlar, makine ve elektrikli cihazlar ile demir-çelik ürünleri sayılabilir.
İhraç kalemleri arasında da mücevher, kimya sanayi ürünleri, makine ve elektronik cihazlar, tıbbi cihazlar ve havacılık sanayi ürünleri ön sıralarda yer almaktadır.
İsrail’in ithalatında ilk 10 ülke (2006) ABD, Belçika, Almanya, İsviçre, İngiltere, Çin, İtalya, Hollanda, Hong Kong ve Hindistan’dır. Türkiye bu ülkeler arasında 13. sıradadır.
İsrail’in ihracatında ilk 10 ülke (2006) ABD, Belçika, Hong Kong, Almanya, İngiltere, Hollanda, Hindistan, Fransa, İtalya, Çin. Türkiye bu ülkeler arasında 12. sıradadır.
II- İkili ekonomik ve Ticari İlişkilerimiz
a) İkili Ticaret ve yatırımlar:
“Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması”, “Ticari, Ekonomik, Sınai, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması”, “Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” ve “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması” Türkiye-İsrail ikili ekonomik ilişkilerinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır.
İsrail ile ekonomik ilişkilerimizin önde gelen öğeleri, ikili ticaret, savunma sanayi projeleri, müteahhitlik hizmetleri, turizm ve karşılıklı yatırımlardır. İki ülke ekonomilerinin pek çok bakımdan birbirini tamamlayıcı nitelikte olması, ekonomik ilişkilerimizde istatistiklere yansıyan dış ticaret rakamlarının ötesinde bir potansiyel yaratmaktadır. Öte yandan, sözkonusu potansiyel henüz tam anlamıyla fiiliyata geçirilememiş, ticaret hacmi, son yıllarda kaydedilen büyük artışa rağmen, ulaşabileceği noktanın gerisinde kalmıştır. Buna rağmen, Türkiye, İsrailli işadamlarının faaliyet gösterdiği ülkeler sıralamasında ABD ve İngiltere’nin ardından üçüncü sırada gelmektedir.

Yıllar İhracat İthalat Denge Hacim
2002 861 544 316 1.405
2003 1.066 459 607 1.526
2004 1.283 713 570 1.996
2005 1.461 800 660 2.262
2006 1.527 772 755 2.299
(milyon dolar)
İhracatımızda en önemli ihraç kalemlerini demir-çelik ürünleri, motorlu kara taşıtları, mineral yakıtlar, mineral yağlar, bakır ve bakırdan eşyalar, ithalatta ise en önemli kalemleri mineral yakıtlar, mineral yağlar, organik ve inorganik kimyasal ürünler ile elektrikli makineler oluşturmaktadır.
2005 Haziran ayı itibarıyla ülkemizde 71 adet İsrail sermayeli firma faaliyette bulunmakta olup, bu firmalar yoluyla ülkemize gelen sermaye 4.3 milyon ABD Doları tutarındadır. Öte yandan, 2005 yılı içerisinde İsrailli Hapoalim Bankası, C Bank’ın tamamını, Fransız Paribas ise İsrailli ortağı ile TEB’nın %51’ini satın almıştır.
b) Turizm ilişkileri:
2005 yılında 400 bin İsrailli turist ülkemizi ziyaret ederken, bu rakam 2006 yılı sonunda %7.98 oranında düşerek 365 bin olarak gerçekleşmiştir. Buna rağmen, İsrail, nüfusuna oranla Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkeler arasında olup, İsrailli turistlerin ABD’den sonra en çok ziyaret ettikleri ülke Türkiye olmuştur. İki ülke halkları arasında doğrudan etkileşimin ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesine hizmet eden turizm faaliyetinin teşviki önem taşımaktadır.

Türkiye-Filistin İlişkileri
Türkiye Filistin halkıyla yüzyıllar öncesine giden ortak bir tarihe ve yakın kültürel ve sosyal ilişkilere sahiptir.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile 1975 yılından itibaren resmi ilişkilerini sürdüren Türkiye, sürgünde ilan edilen Filistin Devleti’ni 15 Kasım 1988’de tanıyan ilk ülkeler arasında yer almıştır.
Türkiye, ayrıca, 1994 ve 1995 tarihli Oslo Düzenlemeleri çerçevesinde 1996 yılında kurulan Filistin Ulusal Yönetimi (FUY) ile ilişkilerine ve Filistin halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklanan işbirliğine büyük önem vermiştir. Bu çerçevede, kurulduğu ilk günlerden bu yana FUY ile ülkemiz arasında her düzeyde çeşitli ikili ziyaretler gerçekleştirilmiştir.
Türkiye’nin 1995 yılından bu yana sağlık, eğitim, kamu maliyesi, kurumsallaşma, güvenlik, turizm ve tarım alanlarında ayni ve nakdi olarak yaptığı yardımların toplamının uluslararası bütçeleme teknikleri kullanıldığında 60 milyon ABD Dolarını aştığı hesaplanmaktadır.
Türkiye, keza, Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler İçin Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) aracılığıyla Filistinli mültecilere ve içinde yer aldığı El Halil’deki Uluslararası Geçici Mevcudiyet (TIPH) vasıtasıyla da El-Halil’de yaşayan Filistinli halka dolaylı yardımlar yapmaktadır. Filistin’e yardımlarımızın mahallinde ve daha etkin bir şekilde takibini teminen, 2005 yılı Mayıs ayında TİKA’nın Ramallah Ofisi açılmıştır.
Türkiye, barış sürecini canlandırmak için yapılacak çalışmaların Filistinlilerin ciddi ekonomik ve sosyal problemlerini acilen iyileştirecek önlemleri içermesi gerektiğine inanmaktadır. Bu, tüm uluslararası toplum için ahlaki ve insani bir görevdir. Bu çerçevede, Türkiye Aralık 2003’te Filistin için kapsamlı bir ekonomik ve sosyal eylem planı ilan etmiştir. Bu plan bir Genel Koordinatör tarafından yürütülmektedir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) evsahipliğinde, 27 Nisan 2005 tarihinde Türkiye, İsrail ve Filistin Ticaret Odaları Başkanları ile işadamlarının Ankara’da biraraya gelmeleriyle “Filistin, İsrail ve Türkiye Arasında Ekonomik İşbirliği İçin Ankara Forumu” girişimi başlatılmıştır. Ankara Forumu çerçevesinde, Filistin’de sanayi bölgeleri kurulmasına yönelik projeler yürütülmektedir.
Ankara Forumu’nun 13 Kasım 2007 tarihinde Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres ve FUY Başkanı Mahmoud Abbas eşbaşkanlığında Ankara’da düzenlenen 7. toplantısında, Erez/Gazze’deki projeye ilavaten Tarkumiye/Batı Şeria’da da benzeri bir “Barış için Sanayi”projesine başlanması karar altına alınmış ve bu yönde bir Ortak Açıklama imzalanmıştır.
Türkiye, Filistin Ulusal Yönetimi’nin reform çabalarını aktif biçimde desteklemektedir. Bu bağlamda, Türk uzmanlar Filistin Ulusal Yönetimi’nin anayasal ve yönetimsel reform sürecine katılmışlardır. 25 Ocak 2006 tarihinde düzenlenen Filistin Yasama Konseyi seçimlerini, ülkemiz adına uluslararası gözlemci statüsünde, Bakanlığımız mensupları, akademisyenlerimiz, bir TBMM üyesi ve bir Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Meclisi üyesinden oluşan toplam 17 kişilik gözlemci heyeti izlemiştir. Bunlara ek olarak, Bakanlığımız 2004 yılı Nisan ayından bu yana özel bir eğitim programı çerçevesinde birçok genç Filistinli diplomata mesleki eğitim imkanı sunmaktadır.
Türkiye-FUY ticari ve ekonomik ilişkileri 2004 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde gelişmektedir.
Ülkemiz, İsrail-Filistin ihtilafının ilgili BM Kararları çerçevesinde (242, 338, 1397 ve 1515), Yol Haritası ve Arap Barış Girişimi zemininde oluşturulacak, tanınmış ve güvenli sınırlar içinde yanyana yaşayacak iki devletli çözüm vizyonunu desteklemektedir.
Türkiye, Haziran 2007’de Gazze’de Fatah ve Hamas arasında çıkan çatışmalar ve kardeş kanı dökülen olaylardan derin üzüntü duymuştur. Filistinliler arasındaki mevcut sorunlara çözüm bulunamamasının gelecekteki Filistin Devleti’nin kurumlarını ve temellerini tahrip etmesinden endişe edilmektedir. Filistinlilere ivedilikle biraraya gelerek sorunlarını diyalog yoluyla çözmeleri ve Filistin’in geleceğini riske atan hareketlerden kaçınmaları çağrısında bulunulmuştur. Uluslararası topluma da bölünmeyi ve tecridi değil, ulusal uzlaşıyı esas alan yapıcı bir tutum izlenmesi çağrısı yapılmıştır. Filistin’de anayasal sürecin herhangi bir kesintiye uğramadan devam ettirilmesinin, kardeş kavgasının önlenmesi bakımından büyük önem taşıdığına inanılmaktadır. Bu bağlamda, Başkan Abbas’ın ve Salem Fayyad başkanlığındaki Hükümetin Filistin’de durumun normale döndürülmesi ve ulusal uzlaşının yeniden tesisi için gösterecekleri gayretler tarafımızdan desteklenmektedir. Ayrıca, Filistinlilerin ve özellikle Gazze sakinlerinin daha fazla mağdur olmasını önlemek için her türlü insani yardımda bulunmaya hazır olduğumuz açıklanmıştır.
FUY Başkanı Mahmoud Abbas, 12-13 Kasım 2007 tarihlerinde ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sırasında İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres’le birlikte TBMM’ye hitap etmiştir.

Başlıklarla Gazze
Konum: Orta Doğu'da, Mısır ve İsrail arasında yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 31 25 Kuzey enlemi, 34 20 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Orta Doğu
Yüzölçümü: 360 km²
Kara sınırları: toplam: 62 km
sınır komşuları: Mısır 11 km, İsrail 51 km
Deniz Kıyısı: 40 km
İklimi: Ilıman iklimin etkisindedir, kışlar ılık ve kuru, yazlar sıcak geçer.
Seçilmiş ekstremler: En alçak noktası: Akdeniz 0 m; En yüksek noktası: Abu 'Awdah (Joz Abu 'Auda) 105 m
Doğal kaynakları: ekilebilir arazi, doğal gaz
Arazi kullanılışı: Ekilebilir arazi: %29
Daimi ekili alanlar: %21
diğer: %50 (2002)
Sulanan arazi: 150 km²(2003 tahmini)
Doğal afetler: kuraklıklar
Nüfus: 1,551,859 (Temmuz 2009 verileri)
Yaş Yapısı: 0-14 yaş: %48.1 (erkek 351,642; kadın 335,060)
15-64 yaş: %49.4 (erkek 360,147; kadın 345,318)
65 Yaş ve üstü: %2.6 (erkek 15,231; kadın 21,359) (2006 tahmini)
Nüfus artış oranı: %3.71 (2006 verileri)
Nüfusun etnik dağılımı: Filistinli Arap ve diğer %99.4, Yahudi %0.6
Din: Müslüman (çoğunlukla Sünni) %98.7, Hıristiyan %0.7, Musevi %0.6
Diller: Arapça, İbrani'ce (İsrailli göçmenler ve bazı Filistinliler konuşur), İngilizce (geniş ölçüde konuşulur)
GSYİH: Satınalma gücü denkliği 5.327 milyar dolar (2005 tahmini)
GSYİH - reel büyüme oranı: %4.9 (2005 verileri)
GSYİH - kişi başına: Satınalma Gücü Denkliği 1,000 dolar (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: Tarım: % 8
Sanayi: %18.2
Hizmet: %73.9 (2005 tahmini, Batı Şeria dahil)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.2 (Batı Şeria dahil) (2005 verileri)
Mesleklere göre işgücü dağılımı: hizmet %70, sanayi %18, tarım %12 (2005)
İşsizlik oranı: %31 (Batı Şeria dahil) (2005)
Bütçe: Gelirler: 1.23 milyar dolar; Giderler: 1.64 milyar dolar
(Batı Şeria dahil 2005 verileri)
Tarım ürünleri: Zeytin, narenciye, sebze, et, süt ürünleri
İhracat: 313 milyon $ (2004 verileri) (Batı Şeria dahil)
İhracat ürünleri: Çiçek, narenciye
İhracat ortakları: İsrail, Mısır, Batı Şeria (Batı Kıyısı)
İthalat: 1.37 milyar $ (2004 verileri) (Batı Şeria dahil)
İthalat ürünleri: Gıda, tüketim malları, yapı malzemeleri
İthalat ortakları: İsrail, Mısır, Batı Şeria (Batı Kıyısı)
Dış borç tutarı: 108 milyon $ (1997 verileri) (Batı Şeria dahil)
Aldığı ekonomik yardım: 121 milyon $ güvece almıştır. (2000) (Batı Şeria dahil)
Para birimi: Yeni İsrail Shekeli (ILS)

Başlıklarla Batı Şeria
Konum: Orta Doğu'da, Ürdün'ün batısında yer alır.
Coğrafi konumu: 32 00 Kuzey enlemi, 35 15 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Orta Doğu
Yüzölçümü: 5,860 km²
Sınırları: toplam: 404 km
Sınır komşuları: İsrail 307 km, Ürdün 97 km
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)
İklimi: Ilıman.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz 408 m
en yüksek noktası: Tall Asur 1,022 m
Doğal kaynakları: İşlenebilir topraklar
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.9
daimi ekinler: %18.97
diğer: %64.13
Doğal afetler: kuraklıklar
Nüfus: 2,461,267 (Temmuz 2009 verileri)
Nüfus artış oranı: %3.06 (2006 verileri)
Nüfusun etnik dağılımı: Filistin Arapları ve diğer %83, Yahudiler %17
Din: Müslümanlar %75, Museviler %17, Hıristiyan ve diğer %8
Diller: Arapça, İbranice, İngilizce
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 5.327 milyar $ (2006 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %4.9 (2006 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %8
endüstri: %18.2
hizmet: %73.9 (2005 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.9 (2005 verileri)
İşsizlik oranı: %20.3 (2005)
Endüstri: Çimento, tekstil, sabun, hediyelik eşya
Tarım ürünleri: Zeytin, narenciye, sebze, et, süt ürünleri
İhracat: 313 milyon $ (2004 verileri)
İhracat ürünleri: Zeytin, meyve, sebze, kireçtaşı
İhracat ortakları: İsrail, Ürdün, Gazze Şeridi
İthalat: 2.37 milyar $ (2004 verileri)
İthalat ürünleri: Gıda, tüketim malları, yapı malzemeleri
İthalat ortakları: İsrail, Ürdün, Gazze Şeridi
Dış borç tutarı: 108 milyon $ (1997 verileri)
Para birimi: Yeni İsrail Shekeli (ILS); Ürdün Dinarı (JOD)

Başlıklarla İsrail
Konum: Orta Doğu'da, Akdeniz Sahilinde, Mısır ile Lübnan arasında yer alır.
Coğrafi konumu: 31 30 Kuzey enlemi, 34 45 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Orta Doğu
Yüzölçümü: 20,770 km²
Sınırları: toplam: 1,017 km
sınır komşuları: Mısır 266 km, Gazze 51 km, Ürdün 238 km, Lübnan 79 km, Suriye 76 km, Batı Şeria 307 km
Sahil şeridi: 273 km
İklimi: Ilıman, güneyde sıcak ve kuru iklim tipi görülür.
Arazi yapısı: Güneyde Negev çölü, kıyıda alçak ovalar, orta kısımda dağlar yer alır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz -408 m
en yüksek noktası: Har Meron 1,208 m
Doğal kaynakları: Kereste, potas, bakır, doğal gaz, fosfat kayalıklar, magnezyum bromid, kil, kum
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.45
daimi ekinler: %3.88
diğer: %80.67 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 1,940 km²(2003 verileri)
Doğal afetler: Sonbahar ve yaz ayları boyunca kum fırtınaları; kuraklıklar
Nüfus: 7,233,701 (Temmuz 2009 verileri)
Nüfus artış oranı: %1.18 (2006 verileri)
Nüfusun etnik dağılımı: Yahudi %76.4 (İsrail doğumlu %67.1, Avrupa/Amerika doğumlu %22.6, Afrika doğumlu %5.9, Asya doğumlu %4.2), Yahudi olmayan %23.6 (çoğunlukla Arap) (2004)
Din: Musevi %76.4, Müslüman %16, Arap Hıristiyan %1.7, diğer Hıristiyan %0.4, Dürzi %1.6, diğer %3.9 (2004)
Diller: İbranice (resmi), Arapça (Arap azınlıklar tarafından kullanılır), İngilizce
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %95.4
erkekler: %97.3
kadınlar: %93.6 (2003 verileri)
Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet
Başkent: Kudüs
İdari bölümler: 6 bölge; Merkez, Haifa, Jerusalem, Kuzey, Güney, Tel Aviv
Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1948
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 166.3 milyar $ (2006 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %4.8 (2006 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %2.6
endüstri: %30.8
hizmet: %66.6 (2006 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.9 (2006 verileri)
İş gücü: 2.6 milyon (2006 verileri)
İşsizlik oranı: %8.5 (2006 verileri)
Endüstri: İleri teknoloji projeleri, ağaç ve kağıt ürünleri, potas ve fosfat sanayi, gıda, meşrubat, tütün, koastik soda, çimento, değerli taş
Endüstrinin büyüme oranı: %4.7 (2006)
Tarım ürünleri: Narenciye, sebze, pamuk, sığır, kümes hayvanı, süt ürünleri
İhracat: 42.86 milyar $ (2006)
İhracat ürünleri: Makine ve parçalar, yazılım, elmas, tarım ürünleri, kimyasallar, tekstil
İhracat ortakları: ABD %36.5, Belçika %8.7, Hong Kong %5.6 (2005)
İthalat: 47.8 milyar $ (2006)
İthalat ürünleri: Hammaddeler, askeri ekipman, yatırım malları, ham elmas, yakıt, tüketim malları
İthalat ortakları: ABD %13.4, Belçika %10.1, Almanya %6.4, Birleşik Krallık %5.7, İsviçre %5.5, Çin %4.2 (2005)
Dış borç tutarı: 96.08 milyar $ (2008 verileri)
Para birimi: Yeni İsrail Shekeli (ILS)

ozgurseker
Admin

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 13/06/10

Kullanıcı profilini gör http://fikroloji.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz