İstanbul'un İşgali ve Meclisi Mebusanın Kapatılması

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İstanbul'un İşgali ve Meclisi Mebusanın Kapatılması

Mesaj  ozgurseker Bir Ptsi Ağus. 23, 2010 6:19 pm

İSTANBUL’UN İŞGALİ VE MECLİS-İ MEBUSAN’IN KAPATILMASI

İŞGAL

Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’un işgali Türk tarihindeki en önemli olaylardan olduğu gibi aynı zamanda milli mücadelenin önemli bir olayıdır.
Misak-ı Milli’ye Tepki

İtilaf devletleri Meclis-i Mebusan’a baskı yaparak kararların iptalini istemiş fakat başaramamışlardır. Ali Rıza Paşa Hükümeti istifa etmiş ve yerine Salih Paşa tarafından kurulmuştur.
İşgalin başlaması

1 Kasım'da İttihat ve Terakki kendini lağvetti. 2 Kasım'da Enver, Talat, Cemal paşalar yurtdışına kaçtı. 6 Kasım'da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasım'da işgal güçleri Çanakkale'den geçti ve Osmanlı'nın başkenti İstanbul'a ulaştı.İtilaf devletleri İstanbul’u resmen işgal etmiş ve birçok aydını tutuklamışlardır. Birçok Türk subayı ağır hakaretlere uğramış ve tutuklanmıştır. Türk milleti esaretle tanışıyordu.
9 Şubat'ta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif Kara Gün başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için aşağıdaki bildiriyi yayınladılar.
İtilaf orduları 18 Mart 1920’de Mebusan Meclisi’ni kuşatarak çok sayıda milletvekilini tutuklamış ve meclisi silah zoruyla kapatmışlardır.
Meclisin Kapatılması

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı 1920'de son toplantısını yapmış, üyelerinin bazıları İstanbul'daki İtilaf Devletleri tarafından tutuklanmış, önemli bir kısmı ise Ankara'ya 1920 tarihli kararıyla gerçekleşmiştir.
Aralık 1919 seçimlerine Rumların ve Ermenilerin çoğunluğu çıkacak sonucu gayrimeşru ilan ettirmek amacıyla girmemişlerdi. Alınan karar göre: Meclisi Mebusan'daki tüm çalışmaları yürütecek bir Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturulacak, Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilecek, Sivas Kongresi kararları onaylanacak ve Misakı Milli için Mecliste yemin edilecekti. İstanbul’a giden milletvekillerine bunlarla ilgili gerekli emirler iletildi.
Ancak, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına seçilmedi. Hatta Müdafaa-i Hukuk grubu yerine de Felah-ı Vatan adlı bir grup ortaya çıktı. Milli Mücadele için tehlike yaratacak bu duruma sinirlenen Mustafa Kemal, Ankara toplantısında söz verip yerine getirmeyen milletvekilleri için; "Sözlerinde durmayan bu efendiler imansızdırlar, korkaktırlar, cahildirler." dedi. Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında birtakım genç milletvekillerinin baskısıyla Kongre kararları onaylandı. 17 Şubat 1920’de oybirliği ile altı maddelik Misakı Milli’yi, "Hatt-ı Mütareke dahil ve haricinde"ki Türklerle meskun toprakları bölünmez bir bütün olarak kabul etmiş, Arap topraklarından, bağımsız bir Türkiye için feragat edeceğini dünyaya ilan ederek Misakı Milli de kabul edildi. Ulusal hedefe bir adım daha yaklaşılmış oldu.
İtilaf Devletleri bu gelişme karşısında tedirgin oldular ve Sevr Anlaşmasını Osmanlı hükümetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart’ta son bir kez daha toplandı. Bu son oturumda da çalışmalara ara verildi. İtilaf Devletleri tarafından meclis basılınca, padişah tarafından 11 Nisan’da dağıtıldı.

İtilaf devletleri İstanbul’un işgalinin Anadolu’da çok büyük ayaklanmaya neden olmasını önlemek amacıyla şu bildiriyi yayınlamışlardır:
• İşgal geçicidir.
• İtilaf Devletlerinin amacı Saltanat makamının etkisini kırmak değil, aksine Osmanlı topraklarında daha da etkili hale gelmesini sağlamaktır.
• Anadolu’da bir isyan çıktığında veya katliam yapıldığında İstanbul Türklerden alınacaktır.
• Herkes saltanat makamı olan İstanbul’un emirlerine uymalıdır.
Paris Barış Konferansı (Ocak 1919)

(Paris Barış Konferansı) barış antlaşmasını hazırlamak amacıyla, İtilaf Devletleri arasında yapıldı. ABD Başkanı Wilson'un amacı, Milletler Cemiyeti'nin kurulmasını sağlamaktı. İngiltere ve Fransa ise Osmanlının iyi şekilde paylaşımını gerçekleştirecek yolu arama çabası içindeydiler. Barış konferansında ayrı ayrı ortaya çıkacak Ermeni, Kürt, Arap, Mezopotamya, Suriye ve Hicaz Devletleri problemi vardı. Barış Konferansı; bir taraftan Türkiye’yi, Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya arasında bölen gizli anlaşmalar, diğer taraftan da İngiliz’lerin Araplara verdiği taahhütler karşısında kaldı. İttihatçıların yargılanması için antlaşmaya hükümler yerleştirmek istediler.


İttihatçıların Yargılanması

Bu sırada İttihatçılar yargılandı, Mondros ve Malta'ya sürgüne gönderildi. Ordu, anlaşma hükümlerince terhis ediliyordu.
Resmi ve sivil birçok yöneticiyi, askeri, aydını savaş suçlusu ilan ederek tutukladılar, sürgüne gönderdiler.
İstanbul'da milli kurtuluş hareketi başladı. Anadolu ve Trakya'da işgalcilere karşı Müdafaai Hukuk örgütleri kuruldu. Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları komutanlığından alınınca 13 Kasım'da İstanbul'a geldi. Bu, artık mütareke İstanbul'uydu. Pera Palas'da ve Şişli'de bir süre kaldı. Tevfik Paşa kabinesinin düşmesinden sonra 19 Kasımda Vakit gazetesine verdiği demeçte şöyle dedi: "Barışı kararlaştıracak hükümet Meclisi Mebusan’dan çıkacaktır". Oysa İstanbul'da yapacak bir şey kalmamıştı, Padişah meclisi feshetmişti. Yeni hükümeti Damat Ferit Paşa kurdu.




İşgale Karşı Yapılanlar


Telgrafçı Hamdi Bey işgal olayını merkez telgrafhanesindeki odası işgal edilinceye kadar Ankara’ya bildirmeye devam etmişti. Olaylar M .Kemal’in tahmin ettiği biçimde geliştiği için hangi durumda ne yapılacağına önceden karar verilmiş ve Temsilciler Kurulu İşgale karşı etkin önlemler almıştı. Bu kapsamda:
1. İşgal Komutanlığının İstanbul’dan illere gönderdiği Ulusal Hareketin durması yolundaki bildirisi üzerine halkın galeyana kapılıp Hıristiyan halka karşı olumsuz davranışlara yönelmemesi için, bir genelge yayınlayan Temsilciler Kurulu Hıristiyanlara karşı iyi davranılmasını istemiştir,
2. Ali Fuat Paşa Geyve Boğazını tutup İngiliz güçlerinin Anadolu içlerine girmesini önledikten sonra kolordu komutanlıkları Müttefiklerin Anadolu’daki denetim subaylarını ve askerlerini tutuklatmışlardır,
3. Bazı banka ve sandıkların kasaları denetim altına alınmış ve İstanbul’a para akışı önlenmiştir,
4. Temsil Heyetine karşı tavır alabilecek subaylar denetim altında tutulmuştur.
Temsilciler Kurulunun aldığı bu önlemlerden başka bazı yerel Müdafaa-i Hukuk örgütleri ve kolordu komutanları da işgale karşı bazı tepkilerde bulunmuşlardı. I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa, işgal olayından sonra İstanbul’un hükümetsiz kaldığını, ülkenin bir parçası olarak bulunduğu bölgeyi korumak zorunda olduğunu öne sürüp Edirne’de sıkıyönetim ilan ederek Bölgenin yönetimine el koydu.
Kazım Karabekir Ankara ile gerekli ilişkileri kurduktan sonra daha önce Müttefik devletlere karşı Temsilciler Kuruluna yardımcı olacağını bildiren, fakat iki yüzlü tavırları olan İngiliz Subayı Rawlinson’ı tutukladı ve tüm vaatlerine rağmen salıvermedi.
Balıkesir’de 18 Mart günü büyük bir miting yapılarak işgal protesto edildi. Burada görevli Tümen Komutanı Kazım (Özalp) Cafer Tayyar gibi sıkıyönetim ilan ederek yönetime el koydu.
Yurdun her tarafından mitingler, bildiriler ve çeşitli tepkilerle işgal protesto edilirken, İstanbul’daki tepki daha farklı olmuştu. Harbiye Nazırı Fevzi (Çakmak) Paşa İngilizlerin Şehzadebaşı Karakolunu basması olayını protesto etmiş, fakat daha sonra İstanbul’un işgalinin Barış Konferansının kararıyla olduğunu belirterek, güvenliği bozucu davranışlardan kaçınılmasını istemişti. Fevzi Paşa, Anadolu’ya kıdemli bir komutan atayarak tüm komutanların ona bağladığını, bağlanmayanların yerine yenilerini atayacağını bildirmiş ve Ulusal Hareket yanlısı komutanları etkisiz kılmak istemişti. Fakat bu önlemler Temsilciler Kurulu’nun Anadolu’daki otoritesini kıramamış, Hükümetin emrine uyan komutanlar da Salih Paşa’nın yerine Ferit Paşa Hükümeti kurulduktan sonra hepsi Ulusal Harekete tekrar dönmüşlerdi.
Meclis-i Mebusana giren İngilizlerin, milletvekillerinin gözlerinin önünde, Rauf ve Kara Vasıf’ı silah zoruyla tutuklayıp götürmeleri, milletvekillerini Temsilciler Kuruluna daha da yakınlaştırmıştı. Bu olaydan sonra Meclis, toplanma güvenliğinin olmadığını ve bu güvenlik sağlanıncaya kadar toplantılara ara verilmesini kararlaştırmıştı. Padişahın Ayan Meclisi ise, tutuklamaları hoş karşılamamakla birlikte Meclisin toplantılara ara vermesini uygun bulmamıştı.
Bir kısmı tutuklanan ve bir kısmı Anadolu’ya gidip Ulusal Harekete katılan milletvekillerinin kalanları da siyasal yönden pek etkili olamayacaklardı. Padişah, 11 Nisanda çıkardığı bir iradeyle Kanun-ı Esasi’nin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak Meclis-i Mebusanı dağıttı. Osmanlı Anayasasına göre 4 ay içinde seçimlerin yapılıp yeniden Meclisin toplanması gerekiyordu, fakat artık hiçbir zaman bu gerçekleşmeyecek onun yerine Ankara’da yeni bir Meclis açılacaktı.
Sadrazam Salih Paşa ise, işgal güçlerine karşı uysal davranarak hem ülkesini, hem Hükümetini kurtarmayı düşünmüştü, fakat ikisini de koruyamamıştı. Çünkü Salih Paşa Temsilciler Kuruluna, Müttefiklere karşı uysal davranılması gerektiği yolundaki siyasetini kabul ettirmek için milletvekillerinden oluşan bir heyeti Ankara’ya gönderdiği sırada Padişah, Ferit Paşa’yı yeni hükümeti kurmakla görevlendirmişti bile.
İşgalin Sonuçları


1-Osmanlı meclisi dağıtıldı.
2-Damat Ferit Paşa tekrar hükümet başkanı oldu.
3-İstanbul’daki Türkler de kurtuluş adına İstanbul’da ümit kalmadığını görünce Anadolu’ya geçti.
4- Damat Ferit Paşanın tekrar yönetime getirilmesi halkı İstanbul hükümetinden soğuttu.
5-TBMM’nin açılışına zemin hazırlandı, açılışı haklılık ve meşruluk kazandırdı.
6-Padişah tutuklu duruma düştüğünden dolayı; Mustafa Kemal’e padişah adına söz söyleme imkanı doğdu.
7-Türk halkı, güvendikleri İngilizlerin, çirkin yüzünü gördü.
8-İstanbul işgal edilince İngilizler Osmanlı meclisine saldırmakla milli iradeye ve demokrasiye karşı olan saygısızlıklarını gösterdiler.
9-Bazı mebuslar sürgün edildi, bazı mebuslar tutuklandı; bazıları ise Anadolu’ya kaçtı.
10-İstanbul işgal edilince İstanbul’dan Anadolu’ya göç başladı.
11-Mustafa Kemal’in meclisin İstanbul’da toplanmamasını isteme haklılığı ortaya çıktı. 12_Osmanlı fiilen sona ermiştir.



Kaynakça

• tr.wikipedia.org/wiki/Vikipedi
• www.forumturka.net
• www.odatv.com
• www.sosyalbilgilerciyiz.com
• www.inkılap.info
• www.sosyalbilgilerci.com
• tarihimiz.net
• www.gencmekan.com



Çalışmasından dolayı Safa arkadaşımıza teşekkür ederiz

ozgurseker
Admin

Mesaj Sayısı: 16
Kayıt tarihi: 13/06/10

Kullanıcı profilini gör http://fikroloji.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz